Bizler Türk Milletini ve Devletini canından aziz bilen, bu bayrağa, bu topraklara yaşama diyeti olarak her an canını seve seve vermeye hazır olan, “Biz bu ülkeyi karşılıksız sevdik” diyen Türk Milletinin birer evlatlarıyız.
Bu ülkede gezmedik parti bırakmayan, her fırsatta siyaseten ikbal peşinde koşan ve kendilerini eski ülkücü v.s gibi adlarla isimlendiren kişilerin bizi ifade etmediğini belirtmek istiyoruz.
Bizler 1980 dönemi MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davasında yargılanan, işkence gören, yıllarca haksızca mahkum olan ülkücüleriz.
Evet 13 Eylül Türk tarihinin bir yüz karasıdır. Darağaçlarında asıldık, işkencelerle öldük, tırnaklarımız söküldü, tabutluklara atıldık. İnsan haklarına aykırı bir sürü uygulamalara maruz kaldık. Senelerce güneşimizi ellerimizden alanlara hakkımızı helal etmedik, etmeyeceğiz.
Biz ülkücüler dünü ile bugünü ile hiçbir çelişkisi olmayan, ülke meselelerine ortak tepki veren, mazisi bir olan, geleceği aynı pencereden görüp değerlendiren, birbirlerine sarsılmaz bir imanla bağlı olan insanlarız.
Son sözü… Bizler, Ülkücüler 1980 öncesi, sonrası ile ütün bir parçayız. Bu fotoğrafa bakan her Türk evladı kendini görür. Bu fotoğrafın her köşesinde
Çile vardır,
Şan vardır,
Şeref vardır,
Eğilmemiş başlar vardır,
Türk’çe duruş vardır,
Bu fotoğrafta;
Emperyalizme baş eğme yoktur.
Türk Milletini bölme, parçalama, ayırma yoktur.
Türkçe’den başka dile EVET yoktur.
Teslimiyet yoktur.
Bu duruşumuzdan asla taviz verilmeyecektir. Dün olduğu gibi bu günde birileri adımızı kullanarak nemalanmak istemektedir.
Dün Ankara’da Melin GÖKÇEK ve Bülent ARINÇ’ın örgütlediği birkaç kişi kendilerinin eski ülkücü olarak tanıtıp AKP’de destek açıklamaları yapmışlardır.
Bu günde Anayasa değişikliğine güya eski ülkücüler referanduma destek veriyormuş gibi hava yaratılmak istenmektedir.
Ülkücülerin eskisi olmaz, ancak ülküsünden vazgeçeni olur.
Ellerinde ve emirlerindeki yandaş medya ile gerçek olmayan bu durumu varmış gibi gösterip kamuoyunu yanıltmaya çalışmaktadırlar.
Sayın Başbakan bununla da yetinmeyerek yıllarca hakaret ettiği ülkücülere referandum endişesiyle övgüler yağdırmaktadır.
Yıllarca bu Başbakan Ülkücülere hitaben faşist, ırkçı, kafatasçı, elleri kanlı katiller, kanla beslenenler, kavgacı gibi sıfatlar yakıştıran değil midir.
Bu gün ne oldu da mazilerini anlatıp ağlıyor.
Bu gün ne oldu da Ülkücülerin mazisine, yaşadıklarına göz yaşı döküyor. Hangisine inanacağız.
Sayın Başbakana soruyoruz;
Belli ki oylama sonucundan endişe ettiğin bu paketi hazırlar iken kime sordun. Bu ülkede yaşayanlar olarak hepimizi ilgilendiren Anayasa paketi ile ilgili görüşümüzü ve katkımızı neden almadın. Toplumun bütün kesimlerini bu sürece neden katmadın.
Bizimde beğenmediğimiz birilerinin arka bahçesi olan Anayasa mahkemesinin yapısını değiştirip kendi bahçen yapmak gibi bir amacın mı var?
Bir gün orada yargılanmak kaygısı ile başka hesapların mı var?
Sayın Başbakan;
Ülkücüler kendi hesabını görür. Yıllarca hakaret ettiğin Ülkücülerin abisi, hamisi olmak senin haddine düşmez. İnandırıcı da olmaz.
Asla sana inanmıyoruz. Bizler Türk milliyetçisiyiz. Sizin Türk kelimesinden nasıl rahatsız olduğunuzu da biliyoruz.
Kaldı ki partiniz AKP, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davasının hesabını soracak bir siyasi geleneğin adı değildir.
AKP’nin önümüze getirdiği Anayasa değişikliği ile kimseden hesap sorulacağı da yoktur. 12 Eylülcülerin yargılanmasının önündeki engel olan geçici 15. maddeyi kaldırarak darbecileri yargılayacağını ima etmektir. Evet sadece ima ediyor. İddia etmiyor. Yani biz darbecileri yargılayacağız demiyor. Çünkü hukuken böyle bir şeyin mümkün olmayacağını biliyor, kendi adalet bakanı da bir gün sonra bunu kabul ediyor. Hukukta zaman aşımı diye bir kavram var.
AKP’nin yeni anayasa ile ilgili kitapçıkta soru olarak 12 Eylül darbecileri yargılanacak mı diye bir soru var.
Cevabında yargılanacaktır diye bir ifade yok.
Gaye üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir.
Fikirlerimize her fırsatta saldıranların, bizim acımızı anlamaları, yaramıza merhem olma ihtimalleri yoktur.
Bizim saçımızdan, bıyığımızdan rahatsız olanlar, bizler zindanlarda çile çekerken, işkenceler görürken Kasımpaşa’da maç yapanların bizi anlama ihtimalleri hiç mi hiç yoktur.
Sayın Başbakan eğer darbecileri yargılamak ve hesap sormak konusunda samimi ise;
28 Şubat sürecini yaşatanları yargılamalısın.
Seni ve partini iktidara taşıyan 27 Nisan E-muhtırasını veren Yaşa BÜYÜKANIT’ı yargıla.
Henüz zaman aşımı da yok.
Sonuç olarak;
Türk milliyetçiliği fikrine sistemli bir şekilde düşmanlık yapanlarla aynı yolda yürümemiz mümkün değildir. Türk’çe düşünmeyen, Türk’çe inanmayan, Türk’e göre ülkeyi yönetmeyen, Türk düşmanlarıyla yoldaş olanlarla birlikteliğimiz olamayacaktır.
Bütün bunların ışığında, 12 Eylül de referanduma HAYIR ve bu zihniyete SONSUZA KADAR HAYIR denilecektir.
Sizlerden çok sayıda e-posta geliyor. Türkiye neden bir türlü zincirlerini kıramıyor? Türk dünyasında hak ettiği yere gelemiyor şeklinde sorular yöneltiliyor. Bu sebeplerden belki de en önemlisi uz ...
- Hakikat su olabilir: Bugünden belki iki bin yil önce , o zamanki Türk devletinin ordusunda taninmis bir subay büyük bir suç veyahut büyük bir günah isledi. Bu günahi islemesindeki amil çok güzel bir kadindi. Bu subay, suçunun veya günahinin cezasini çok pahali bir sekilde , büyük maddi veya manevi iztiraplarla ödedi. Fakat bu öyle bir vaka idi ki, halk bunu asirlarca unutamadi. Subayin çektigi cezayi umumi vicdan kafi görmedigi için onun ruhunun da iztirap içinde kivranmasini ve dünyaya her gelisinde ayni cezanin tekerrürünü arzu etti. Ceza pek siddetli oldugu ve masal iki bin yil öncesini anlattigina göre bu vaka Mata zamaninda geçmis olabilir. Senin sevgili Mete’nin zamaninda…
Mete’nin adi geçince erkegin gözleri parladi: - Bu igrenç asirda yasamaktansa Mete zamaninda dünyaya gelmis olmayi tercih ederim.
Kadin, onun bu safiyane arzusu üzerine sakaya basladi: - Kim bilir? Belki o zamanda da yasamissindir. Bu masalda nasil Mete devrinin izleri, unsurlari varsa sende de o zamana ait çok seylerin bulundugu muhakkak… Su farkla ki, masalda o zaman ait seyler kirinti olarak yasiyor. Denilebilir ki, sen Mete ordusunun hiç ihtiyarlamadan bugüne erismis bir subayisin. Tenasüh akidesinin lehinde delil arayanlar seni görmelidir. Hos, zaten o nazariye de pek ceffelkalem Ruh adam Kitap TanıtımıYazarın HayatıE-kitap Halinde İndir